Gümrük Birliği Revizyonu Türkiye için kazanç mı?

 

Türkiye, Avrupa Birliği'nin Gümrük Birliği içinde yer alan, 'mikro devletler' Andorra, Monako ve San Marino dışında, AB üyesi olmayan tek ülke konumunda bulunuyor.

1995 yılı sonunda yürürlüğe giren Gümrük Birliği ile, taraflar arasındaki ticarette mevcut gümrük vergileri, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarıyla, her türlü eş etkili tedbir kaldırılmış durumda ve ayrıca birlik dışında kalan üçüncü ülkelere yönelik olarak ortak gümrük tarifesi uygulanıyor.

Anlaşma, Türkiye'nin belirlenmemiş, ancak nispeten yakın bir tarihte AB üyesi olacağının varsayıldığı bir dönemde imzalanmıştı. Ancak Gümrük Birliği anlaşmasının imzalanmasından on yıl sonra başlayan üyelik görüşmeleri, aradan bir on yıl daha geçtikten sonra çeşitli sebeplerle aksamaya uğramaya devam ediyor.

Öte yandan anlaşmanın imzalandığı 1990'lı yıllarda, küresel ticarette serbestleşmenin Dünya Ticaret Örgütü nezdinde yürütülen görüşmeler sonucunda sağlanacağı öngörülüyordu. Ancak bu görüşmelerin çıkmaza girmesi üzerine pek çok ülke ve ülke bloğu gibi AB ve Türkiye de, ikili serbest ticaret anlaşmalarını öncelik haline getirdi.

Ankara Gümrük Birliği anlaşmasına imza atarken, o dönemde AB üyesi olmayan Güney Kıbrıs ile ticari ilişki kurma zorunluluğunun önüne geçmek için, AB'nin üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşması imzalaması halinde Türkiye'nin bu anlaşmalara otomatik olarak taraf olmasına ilişkin bir madde koymamıştı.

Güney Kıbrıs'ın 2004 yılında AB'ye katılmasıyla birlikte anlamını da yitiren bu durum, dünya ticaretinde küresel düzeyde serbestleşme yerine ikili serbest ticaret anlaşmalarına yönelik eğilimin ağır basması ve AB üyeliğinin bu süreç içinde gerçekleşmemesi sebebiyle, Türkiye'nin aleyhinde bir durum oluşturmaya başladı.

AB ile serbest ticaret anlaşması imzalayan ülkelerin malları Gümrük Birliği sayesinde Türkiye'ye gümrüksüz bir şekilde girebilirken bunun tersi geçerli olmuyor. AB ile serbest ticaret anlaşması bulunan üçüncü ülkeler çoğu durumda, Türkiye ile de benzer bir anlaşma imzalamakta isteksiz davranabiliyor.

Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle serbest ticaret müzakerelerinde yer alan 'Türkiye Maddesi', söz konusu ülkenin Türkiye ile de bir serbest ticaret anlaşması imzalama niyetine işaret ediyor. Ancak AB'nin müzakere yetkisi kapsamında yer almayan bu maddenin, üçüncü ülkeleri Türkiye benzer bir anlaşma imzalama noktasında zorlayıcı niteliği bulunmuyor.


TTIP alarmı
2013'de Avrupa Birliği ile ABD arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) müzakerelerinin başlaması, Ankara'yı özellikle alarma geçirdi. Tamamlanması halinde dünyanın en büyük serbest ticaret alanını oluşturması öngörülen anlaşma ile, ABD ürünlerinin tek taraflı olarak gümrüksüz bir şekilde Türkiye pazarına girişinin önünün açılma ihtimali gündeme geldi.

Gümrük Birliği'nin bu endişeleri giderecek şekilde revize edilmesini isteyen Türkiye, TTIP'in dışında kalması halinde Gümrük Birliği'ni ABD ile benzer bir anlaşma imzalanana kadar askıya alabileceğini veya her ne kadar anlaşmaya aykırı da olsa, Gümrük Birliği'nin avantajlarını AB ile serbest ticaret anlaşması bulunan ülkelere uygulamayacağını söylüyor.

Avrupa Birliği ve Türkiye'nin gündeminde, Gümrük Birliği anlaşmasının revize edilmesi var. Bu çerçevede Avrupa Birliği Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı arasında, Ekim 2014'te kurumlar arası ileri düzey işbirliğinin bir yansıması olarak  'Avrupa Birliği Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı Arasında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne Üyelik ve Gümrük Birliği Süreçlerinde Ortak Tutum ve İşbirliğine Yönelik Protokol' imzalandı.


Dünya Bankası raporu
Avrupa Komisyonu, Gümrük Birliği'nin revize edilmesi için gelecekte yürütülecek potansiyel müzakerelere temel oluşturması amacıyla Dünya Bankası'ndan bir Gümrük Birliği değerlendirme raporu hazırlamasını istemişti.

Dünya Bankası'nın 8 Nisan 2014 tarihinde sunduğu 'Türkiye-AB Gümrük Birliği Değerlendirmesi' raporunda,  Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasının tarafların dile getirdiği sıkıntı ve eksiklikler hesaba katılarak günümüz küresel ticaretine uyumlu hale getirilmesi için önerileri yer alıyor.

AB ile Türkiye arasındaki ticaret entegrasyonunun Gümrük Birliği'nin yürürlüğe girmesinden bu yana önemli ölçüde arttığına işaret edilen raporda, iki taraf arasındaki ikili ticaretin değerinin bu dönemde dört kattan fazla arttığına dikkat çekiliyor. Raporda aynı zamanda Gümrük Birliği anlaşmasının Türkiye'nin üretkenlik artışına katkıda bulunduğu, kalite altyapısını geliştirerek ve Türkiye'deki teknik düzenlemelerde Türk tüketiciler için de yararlı olacak şekilde yapılan reformları kolaylaştırarak AB müktesebatı ile uyum sürecine yardımcı olduğu ve Türk Gümrük İdaresi'nin modernizasyonu gibi yollarla Türkiye'de ticaretin kolaylaştırılmasına ve gümrük reformuna önemli bir ivme kazandırdığına işaret ediliyor.

Gümrük Birliği'nin, Türkiye'nin sanayi ürünlerine uyguladığı tarifeler için bir çıpa sağlaması ve ikili ticarette menşe kurallarına duyulan ihtiyacı ortadan kaldırması sebebiyle AB ile Türkiye arasında yapılabilecek bir serbest ticaret anlaşmasından daha fazla sağladığı vurgulanan rapora göre, Türkiye'nin bir serbest ticaret anlaşması kapsamında AB'ye olan ihracatı, Gümrük Birliği'ne kıyasla yüzde 3-7.2 arasında daha düşük olacak.

Küresel ekonomide değişen şartlarının, Gümrük Birliği'ndeki tasarım kusurlarını ortaya çıkardığı kaydedilen raporda, Gümrük Birliği'nin her iki taraf için daha iyi sonuçlar verecek ve değişen küresel ticaret ortamından tamamen yararlanmalarını sağlayacak şekilde işleyebilmesi için değişikliklere ihtiyaç duyulduğunun altı çiziliyor.

Dünya Bankası, 'Türkiye Maddesi'nin güçlendirilmesini ve Türkiye'nin AB'nin üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarına paralel müzakereler yürütmesinin de resmi hale getirilmesini öneriyor.

Gümrük Birliği'nin tarım ve hizmetleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi tavsiyesinde bulunan Dünya Bankası, hizmet sektöründe Türkiye'nin neredeyse tüm AB üyeleriyle potansiyelin altında ticaret yaptığına işaret ediyor. Raporda aynı zamanda Türkiye ile AB arasında tarımsal ürün hareketindeki artışın nihai olarak, Türkiye'nin gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı konularındaki AB kurallarını ne kadar hızlı bir şekilde kabul edeceğine ve uygulayacağına bağlı olacağının altı çiziliyor.

Nakliye işletmecilerinin özellikle transit için olmak üzere almak zorunda oldukları karayolu taşımacılığı izinleri ve vize kısıtlamalarının yol açtığı sorunlara işaret edilen raporda, taşımacılıkta daha fazla serbestlik sağlanması öneriliyor. Dünya Bankası aynı zamanda, AB ile Türkiye arasında vize uygulamasının kaldırılmasına ilişkin görüşmeler tamamlanana kadar, AB'ye iş için seyahat edecek Türk vatandaşlarının daha kolay bir şekilde vize almasını sağlayacak bir mekanizma oluşturulmasını öneriyor.

Raporda aynı zamanda AB müktesebatının iç hukuka aktarımına ilişkin resmi bildirim sağlanabilmesi için bir mekanizma oluşturulması çağrısında bulunuluyor.


Gümrük Birliği Avrupa Komisyonu gündeminde
Dünya Bankası'nın Gümrük Birliği değerlendirmesine, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye için hazırladığı 2014 İlerleme Raporu'nda da işaret edildi. Raporda, Komisyon ile Türkiye arasında Dünya Bankası raporunda yer alan tavsiyelerin muhtemel takibi üzerinde görüşmelerin başladığına işaret edildi.

Bir önceki Komisyon tarafından hazırlanan son raporda, 'Türkiye, büyük ve dinamik ekonomisiyle AB için önemli bir ticari ortak ve Gümrük Birliği vasıtasıyla AB rekabet gücünün değerli bir bileşenidir. Gümrük Birliği'nin potansiyelinden tam anlamıyla faydalanılmasına yönelik çalışmaların başlatılması gerekmektedir. AB, her iki tarafın yararı için, karşılıklı ticaret ilişkilerinin genişletilmesi ve modernleştirilmesi bakımından Türkiye ile işbirliği yapmalıdır. Gümrük Birliği'nin işleyişine dair bir takım konular da 2014 yılında tamamlanmış olan değerlendirme temelinde ele alınmalıdır. Aktif ve etki alanı geniş bir ekonomik diyaloğun geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır' ifadeleri yer aldı.

Gümrük Birliği'nin revize edilmesinin, 1 Kasım 2014'te göreve gelen yeni Avrupa Komisyonu'nun da Türkiye ile ilişkilerdeki önceliklerinden biri olacağı anlaşılıyor. 

Yeni Komisyon'daki komşuluk politikaları ve genişleme müzakerelerinden sorumlu üye Johannes Hahn, göreve gelmeden önce Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı sunumunda Türkiye'ye ayırdığı bölümde, 'Gümrük Birliği'ni, hizmetler, kamu alımları ve tarım alımlarına genişleyecek şekilde modernize etmek istiyorum' dedi.

Hahn'ın, Dünya Bankası değerlendirmesinde de  bulunan, Gümrük Birliği'nin kapsamının genişletilmesi tavsiyesine yer verdiği bu açıklamasında, Türkiye'nin esas sıkıntı noktasını oluşturan, 'üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarına katılımın resmi hale getirilmesi' tavsiyesinin yer almaması göze çarpıyor.

Avrupa Birliği, serbest ticaret müzakerelerinde halihazırda ihtilaflı pek çok konuyu çözmek durumunda olması ve bu konular çözülürken karşı tarafla olduğu kadar 28 üye ülke arasında da uzlaşmaya ihtiyaç duyulması sebebiyle, Türkiye gibi Birlik dışından ortaklarının da müzakere masasında yer almasında ısrarcı olmada çekinceli davranıyor. Türkiye'nin, Gümrük Birliği'nde olası bir revizyon çerçevesinde üçüncü ülkelerle serbest ticaret müzakerelerine katılım konusunun resmi bir mekanizmaya bağlanması için Avrupalı ortaklarını ikna etmesi gerekecek.

Jean-Claude Juncker başkanlığındaki yeni Komisyon aynı zamanda, öncekilerden farklı olarak her bir üyenin yedi başkan yardımcısından bir veya birkaçı denetiminde çalıştığı 'iki kademeli' bir yapıya sahip. Bu çerçevede Hahn'ın 'bağlı' olduğu üye, AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini olacak. İtalyan siyasetçi Mogherini'nin, Komisyon'un ticaretten sorumlu üyesi Cecilia Malmström'ün faaliyetlerinden de sorumlu olması sebebiyle, Yüksek Temsilci de Türkiye ile Gümrük Birliği anlaşmasının revizyonunda önemli rol oynayacak.


Görüşmeler

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu dönemin üyesi Karel De Gucht'un Şubat 2014'te gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, Türkiye hükümeti ve Avrupa Komisyonu arasında, Gümrük Birliği anlaşmasının eksiklerinin giderilmesine ilişkin seçenekleri inceleyecek bir teknik heyet ve komite kuruldu.

Her ne kadar AB'nin serbest ticaret müzakerelerinde olduğu gibi Gümrük Birliği'nde olası bir revizyon görüşmelerini yürütecek organ Avrupa Komisyonu da olsa, revizyonun gerçekleşmesi için AB Konseyi'nin kararı gerekecek. Bu da, 28 AB üyesi ülkenin varılacak anlaşmaya yeşil ışık yakması gerektiği anlamına geliyor. Bu noktada, Güney Kıbrıs ve geleneksel müttefiği Yunanistan'ın gösterebileceği muhalefetin özellikle belirleyici olması bekleniyor.

Bu çerçevede TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, TÜSİAD ve Brookings Enstitüsü'nün ortaklaşa yürüttüğü 'Türkiye Programı' kapsamında düzenlenen 'Türkiye-AB İlişkileri: Geleceğe Yönelik Senaryolar' konulu konferansta yaptığı açıklamalarda, Türkiye'nin 'Kıbrıs konusunda daha yapıcı bir tutum izlemesi ve Gümrük Birliği'nin tüm AB üyelerine ayrımsız uygulanmasının, 'tanıma' anlamına gelmeyeceği' vurgusunda bulundu.

Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği ile derin bir iktisadi bütünleşmenin oluştuğunu, ancak Gümrük Birliği'ndeki eksiklikler sebebiyle işleyişinde sorunlar yaşandığını belirten Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 'Örneğin, malların özgürce dolaşımının önündeki vize ve taşıma kotaları engelleri vardır. Geri Kabul ve vize kolaylaştırma süreci önemli bir adımdır. Ancak, bu bir süreçtir. Bu sürecin tamamlanmasını beklemeden, pratik bir çözüm bulmak zorundayız' dedi.

Kasım ayında AB ülkelerinin büyükelçileriyle bir araya geldiği çalışma kahvaltısında konuşan Hisarcıklıoğlu, Dünya Bankası'nın Gümrük Birliği raporunda da bu hususların ayrıntılı bir şekilde ortaya konulduğunu hatırlattı ve 'TOBB olarak çağın şartlarına göre modernize edilmiş, veya kapsamı genişletilmiş bir Gümrük Birliği revizyonu istiyoruz. Bunu da, katılım sürecini hızlandıracak, entegrasyonu derinleştirecek bir adım olarak görüyoruz' dedi.


Sonuç
Gümrük Birliği'nde revizyon, her ne kadar TTIP sebebiyle acil bir şekilde Türkiye'nin gündemine yerleşse de, AB ile Türkiye arasındaki en temel unsurlardan birinin çağın değişen şartlarına başka açılardan da uyumlu hale getirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor.
 
Ankara, Gümrük Birliği anlaşmasının modernize edilmesine umutlu bakıyor. AB Bakanı Volkan Bozkır muhtaplarıyla konu üzerindeki görüşmelerin sorunsuz bir şekilde ilerlediğini aktarırken Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, dile getirdikleri endişelerin AB tarafından anlaşıldığını ve tüm taleplerin resmi belgelere geçirildiğini belirtiyor.

Avrupa Komisyonu'nun komşuluk politikaları ve genişleme müzakerelerinden sorumlu yeni üyesi Johannes Hahn'ın, Gümrük Birliği'nin revize edilmesini öncelikleri arasında sayması bir yandan bu durumu teyit ederken, bu açıklamaların yapıldığı yer de ayrı bir önem arz ediyor. Hahn, konuyu henüz Komisyon'daki görevi devralmadan önce, adayların onay alabilmek için genellikle tartışmalı konulardan kaçınmaya çalıştığı Avrupa Parlamentosu komitesinde gündeme getirmişti. Bu da, Gümrük Birliği anlaşmasının revize edilmesine AB çevrelerinde genel bir itiraz bulunmadığı şeklinde yorumlanabilir.

Bu noktada, ada açıklarındaki doğalgaz arama faaliyetlerinin yol açtığı tartışma sebebiyle barış müzakerelerinden çekilen Güney Kıbrıs'ın üzerinde diğer AB ülkeleri tarafından oluşturulacak baskı önemli olacak. Öte yandan AB tarafının da Türkiye'nin esas şikayet konusu olan, üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarına otomatik katılım yerine, Gümrük Birliği'nin sanayi dışındaki sektörleri de kapsayacak şekilde genişletilmesine öncelik verdiği anlaşılıyor.

Türkiye'nin, Gümrük Birliği'nin revizyonunda yaşanacak olası aksamalara karşı, üçüncü ülkelerle kendi serbest ticaret anlaşmalarını imzalamaya yönelik çabalarına da devam etmesi gerekiyor. Ankara'nın, AB'nin serbest ticaret müzakereleri yürüttüğü bir başka büyük ekonomi olan Japonya ile benzer bir anlaşma imzalamaya yönelik girişimleri devam ediyor. Öte yandan AB ile ABD arasındaki TTIP müzakerelerinde yaşanan duraksama, AP seçimlerinin ardından Brüksel'de yeni bir yönetim kurulması ve ABD Senatosu'nda Cumhuriyetçilerin çoğunluğu sağlamasıyla birlikte uzayabilir ve bu durum da Türkiye'ye zaman kazandırabilir.

 

Kaynak : http://www.euractiv.com.tr/